cem garipoglu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cem garipoglu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cem garipoglu cinayet gecesi ne yaptı?

Etiler’deki bir çöp konteynerinde cesedi bulunan Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem G.’nin, olaydan sonra yine Etiler’de bulunan Akmerkez’e gittiği ortaya çıktı. İfadesine başvurulan bir tanık, Cem G.’yi olay günü saat 19.30 sıralarında Akmerkez’de gördüğünü söyledi. Münevver’in cesedinin çöp konteynerine atıldığı saat ise kayıtlara 19.00 olarak girmişti.

İSTANBUL’da 3 Mart’ta öldürülen Münevver Karabulut’un Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan katil zanlısı Cem G. ile ilgili ilginç bir bilgi ortaya çıktı. Cinayetle ilgili çok yönlü soruşturma yapan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, Cem G.’nin olay öncesi ve sonrasında telefonla kimlerle görüştüğünü tespit etti. Bunun sonucunda tanık E.A.’ya ulaşıldı. Polis, zaman geçirmeden tanık olarak E.A.’nın ifadesine başvurdu. Cem G.’nin ağabeyinin eski arkadaşı olduğunu belirten E.A., olay günü saat 19.30 sıralarında bir arkadaşıyla yemek için Akmerkez’e gittiklerini, burada hesabındaki parayı kontrol için bankamatiğe gittiği sırada alt katta bulunan ‘petshop’ önünde yanına gelen Cem G. ile sohbet ettiğini anlattı. Cem G.’nin kendisine cep telefonu numarasını verdiğini ancak kontörü olmadığı için bu numaraya çağrı gönderemediğini belirten E.A., ayrıldıktan sonra bedava mesaj hakkını kullanarak numarasını Cem G.’ye gönderdiğini ifade etti.

‘BAGAJDAN VALİZ ÇIKARDILAR’

Cem G.’nin üzerinde siyah mont, ellerinde ise eldiven olduğunu kaydeden tanık, havanın soğuk olması nedeniyle bu durumu yadırgamadığını da dile getirdi. E.A., Cem’in ‘Starbucks’ adlı kafede oturduğunu söylediğini belirterek; Münevver Karabulut’u tanımadığını, televizyon ve gazeteleri takip edemediği için de olaydan 4-5 gün sonra bir arkadaşının telefonla kendisini araması sonucu cinayetten haberdar olduğunu anlattı. E.A., o günden sonra Cem’i bir daha görmediğini de sözlerine ekledi. Polis, cesedin atıldığı Etiler Dilekyıldızı Sokak yakınındaki sitelerin olay gecesi görevde olan güvenlik görevlilerinin ifadelerine de başvurdu. Saat 19.00 sıralarında görevli olduğu siteye gelen bir güvenlik görevlisi, yaklaşık 20 dakika sonra bir otomobilin kendi sitelerine ait çöp konteynerinin bulunduğu yere geldiğini, otomobilin şoför koltuğunda 40-45 yaşlarında bir erkeğin oturduğunu, yanında ise 18-20 yaşlarında, 165- 170 cm boylarında kirli sakallı bir erkek olduğunu, bu 2 kişinin bagajdan bir valiz çıkardıklarını anlattı. Güvenlik görevlisi, genç olan erkeğin otomobilden bir de gitar kılıfı çıkarıp omzuna taktığını, orta yaşlı olan kişinin ise otomobile binip gittiğini belirtti.

‘GİTAR KILIFI TAŞIYORDU’

Bu kişinin gitar kılıfı ve valizi alıp sokağın aşağısına doğru yürüyerek gittiğini ifade eden güvenlik görevlisi, aynı kişinin 3-4 dakika sonra önlerinden geçerek ana caddeye doğru yürüdüğünü, ancak bu sefer elinde valiz ve gitar çantası olmadığını da söyledi. 15-20 dakika sonra çöp toplayan bir kişinin gelip önce görevli olduğu sitenin çöp konteynerine baktığını, daha sonra da aşağı doğru gittiğini söyleyen tanık, bir süre sonra ise polislerin geldiğini belirtti. Olay yerine gelen polislere gördüklerini anlatan tanık, konteynerin içinde gördüğü gitar çantasıyla valizin gencin taşıdığı eşyalar olduğunu ifade etti.

(Habertürk)
devamını oku

Hayyam Garipoglu Yakalandi, Gözaltinda

Münevver karabulut cinayetiyle ilgili Cem Garipoğlu'nun kardeşi, dedesi ve amcası Hayyam Garipoğlu'nun da aralarında bulunduğu 12 kişi bugün gözaltına alındı. Hayyam Garipoğlu dahil 12 kişiden ifadeleri alınanlar emniyetten ayrıldı. Amca Garipoğlu, "Bilgimize başvurdular" dedi. Münevver'in babası Süreyya Karabulut ise, vicadanının rahat olduğunu, çünkü "devletin kendisine sözü olduğunu" ifade etti.

İfadeleri alınıp emniyetten ayrılanlar kameralara görüntü vermekten kaçınırken, ifadesi alınıp bırakılanlar arasında Garipoğlu ailesinin yanında çalışan hizmetlinin de olduğu öğrenildi.

Gazetecilere açıklama yapan Hayyam Garipoğlu, polislerin bu sabah erken saatlerde kendi evi ile kız kardeşi, babası ve ailenin diğer yakınlarının evlerinde arama yaptığını belirtti.

Garipoğlu, "Daha sonra da biz emniyete geldik. Bildiklerimizi anlattık. Zaten daha önce de anlatmıştık. Yapılan aramalarda da ne Cem, ne de başka bir bulgu bulunamadı" dedi.

"Hergün cinayet oluyor, niye bu kadar büyüdü?

Münevver Karabulut cinayetinin 5.5 aydır medyada, televizyon ve gazetelerde yer aldığına dikkati çeken Hayyam Garipoğlu, "Neden bu konu televizyon ve basında bu kadar yer alıyor. Türkiye'de onlarca cinayet oluyor, Güneydoğu'da şehitler oluyor, bu kadar yer verilmiyor. Bunu bir düşünmek lazım" diye konuştu.

Gayrettepe'deki İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilenlerden 8'inin, cinayet zanlısı olarak "kırmızı bülten"le aranan Cem Garipoğlu'nun aile üyeleri olduğu belirtildi.

Diğer 4 kişinin ise, ailenin yanında çalışanlar olduğu öğrenildi.

Sorguya İçişleri Bakanlığı'nın görevlendirdiği iki başmüfettiş de katıldı.

Baba Karabulut: "Devletin namus sözü var"

Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut ise gelişmeyi CNN TÜRK'e değerlendirdi; "Olumlu bir gelişme. Sabırla bekleyeceğim" dedi.

Kaynak: CNN Türk
devamını oku

Cem Garipoglu Yakalandi

Münevver kızın cansız paramparça bedeni bulunalı aylar geçti. Kim katil ya da katiller halen bilmiyoruz. Yoğun bir kamuoyu baskısı var ama İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü'nden - tabir doğruysa – "Bu işi çok kurcalamayın" mesajları haricinde bir şey duymadık. Vali, Münevver kızın çaresiz babasına "olayı magazinleştirdin" diye kızıyor. Emniyet Müdürü, "Kızına sahip çıksaydın" diye fırça atıyor.

Bu resim size de garip gelmiyor mu?

Polis biçare bıraktırıldı

Münevver kızın başına gelenlerle ilgili pek çok gazete manşeti oldu. Türlü hikayeler, ihtimaller gündeme getirildi. Bugün cesaretle şu soruyu sormak gerekiyor.

Katil zanlısı Cem Garipoğlu'nun bulunmaması için kim ya da kimler devrede?

Ben İstanbul polisinin biçare değil, biçare bıraktırıldığına inanmaya başladım.

Duyduğum garip iddiaları bir yana koyun. Genç Cem'in etrafındaki korumayla ilgili referanslarım bulunuyor. Referansım amcası Hayyam Garipoğlu'dur.

Banka hesaplarına bakıldı mı?

Cem, 18 yaşında bir gençtir.

İllegal yollardan tek başına ülkeyi terk etmeyi bilmesi ve bunu başarması zor ihtimaldir.

18 yaşındaki bir genç üç ay boyunca hangi evde, hangi ülkede saklanabilir? Ne yer, ne içer?, Günlük harcamaları için parayı nereden tedarik eder?

Bu hareketlerin her biri mutlaka bir noktada iz bırakır. Eğer polis vakayı ciddi biçimde araştırıyor ise mutlaka bu izi bulması gerekirdi. Örneğin Cem'in yurtdışı bir bankada parası vardır. Ama bu banka hesaplarının bile kontrol edildiğini sanmıyorum.

Kaldı ki Cem'in babası tutuklandı. Babaya ağır suç isnat ediliyor. Tutuklanma gerekçesi babanın gömleğindeki kan lekelerinin Münevver Karabulut'a ait olduğunun kesinleşmesi. Yani baba Garipoğlu da köşeye sıkışmış vaziyette ve ne hikmetse babadan istihbarat çıkmıyor. Örneğin babaya Cem'in yurtdışında hangi bankalarda parasının bulunduğu ya da bulunabileceği konusunda sorular soruldu mu, merak ediyorum.

(Emniyet amirleri, benim tespitlerimi cahilin bilgisizliği diye anlayabilirler. Ama buyursunlar, resmi bir açıklama yapılsın …)

Cem'in Rusya'ya kaçtığını, Moskova'da görüldüğünü iddia edenler oldu. Doğru ya da yanlış bilemiyorum. Ama bildiğim polisin elinde bu konuda teyitli bilgi olmadığı. Rusya iddialarının temelinde ise Cem'in ağabeyinin Moskova'da yaşıyor olmasının etken olduğunu sanıyorum.

Ama mesele bu kadar da basit olamaz. Cem, kırmızı bültenle korkunç bir cinayetin zanlısı olarak aranıyor. Gerektiğinde Türk polisinin yurtdışı operasyonlar yaptıklarını da biliyoruz. Ama dikkat edin poliste somut tek bir hareket yok.

Neden yok?

(Bu soru da cahilin bilgisizliğine verilebilir… )

Kız orta sınıf, oğlan zengin diye mi?

Hayır sanmam. Bu mesele şu anda toplumsal bir sembol olmuş durumda. Yani devlette kimsenin bu vakadan kaçma imkanı yok.

İstanbul polisine güvenilmiyor mu?

Gelin görün ki İçişleri Bakanı bile çaresiz görünüyor. Bakan Beşir Atalay, 12 Mayıs'ta polis güçlerini kastederek, "Bulun diyorum... Bulun diyorum" diyerek tavır aldı. Ancak Vali ve Emniyet Müdürü'nden "hedef küçülten" ya da "vakayı iğdiş etmeye yönelik" tavırlar gördük.

Belki gözlerden kaçtı. Cem Garipoğlu'nun yakalanması için daha önce de Ankara'dan İstanbul'a bir ekip gönderildi. Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, gönderilen ekibin İstanbul polisine yardımcı olacağını açıklamıştı.

Yani?

İnsan doğal olarak, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün İstanbul Emniyetine yönelik sanki belli şüpheleri varmış gibi algılıyor.

Bu şüphenin temelleri varsa nereden ileri geliyor acaba?

(Bu sorunun da son derece safdil biçimde sorulduğunu ifade etmek isterim. Tahkir ve tezyif etmek ahlaken benim kabul edebileceğim bir davranış biçimi olamaz.)



Polis ararken, "Amca" TMSF ile anlaştı

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bünyesinde çok farklı istihbaratlarda bulunabilir ama daha önce de not ettiğim üzere bizim referansımız amca Hayyam Garipoğlu'dur.

Amca Garipoğlu hakkında Sümerbank'ın içini boşaltmak, hayali ihracat ve sahte döviz alımları yapmak vb. pek çok suçtan davalar açıldı. Yargılanabilmesi için öncelikle tutuklanması gerekiyordu. Ne var ki bu hiçbir zaman gerçekleşmedi; daha doğrusu bu işlem Garipoğlu'nun takdir ettiği zamanda yapıldı.

Sümerbank`ı zarara uğrattıkları gerekçesiyle 51 sanıkla birlikte yargılanan bankanın eski sahibi Hayyam Garipoğlu, `zimmet` ve `nitelikli dolandırıcılık` suçundan 27 yıl hapis, 107 trilyon lira da para cezasına çarptırıldı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartıldı. Bu arada amca Garipoğlu içinde kırmızı bülten yayınlandı. Mahkeme ayrıca 32 sanık hakkında suç unsurlarının oluşmadığını gerekçe göstererek beraatına karar verdi. Beraat alan isimler arasında Cem'in şimdi tutuklu olan babası Mehmet Nida'da bulunuyordu.

Mahkeme kararını açıkladıktan sonra Hayyam Garipoğlu`nun avukatı Hamdi Say neler söyledi biliyor musunuz? Bu kararı beklemediklerini ve gıyabi tutuklama kararına itiraz edeceklerini ifade eden Say'ın tam ifadeleri şöyle:

"Bu kararı beklemiyorduk. Yurtbank davasında Ali Avni Balkaner TMSF ile anlaşmaya gitmediği için ağır bir ceza aldığını düşünüyorduk. Müvekkilim TMSF ile anlaştığı için daha az bir ceza bekliyorduk."

Nasıl oluyor bu?

Hayyam Garipoğlu hakkında gıyabi tutuklama kararı var. Ama Garipoğlu elini kolunu sallayarak TMSF ile anlaşma yapıyor. TMSF ile anlaştığı içinde cezanın daha düşük olacağını bekliyor. Avukatı da "Bu kararı beklemiyorduk" derken, gıyabi tutuklama kararına da itiraz edeceklerini söylüyor.

Ve amca Hayyam Garipoğlu 28 ay boyunca sır oluyor.

Cem de amcasını örnek alırsa önünde 25 ayı daha bulunuyor.

Bana göre Garipoğlu ailesini koruyan güçlü birileri bulunuyor.

Yoksa Cem'in bulunamaması mümkün mü?

kaynak:
Ahmet Erhan Çelik
Odatv.com
devamını oku